BARAMİKYA
AV. FUAT VEZİROĞLU

BARAMİKYA

Reklam
Kıbrıs meselesi ilk kez Yunanistan tarafından 1954 yılında Birleşmiş Milletler’e götürüldü, self-determinasyon maskesine sığınarak ENOSİS istiyorlardı. 
1954 bu Haçlı Seferleri’nin birincisidir. 
Haçlı Seferi hâlâ sürüyor.  
Kudüs hedefli Haçlı Seferleri bile tarih içinde bu kadar uzun bir zaman almış değildi. 
***   
İki tarafın liderleri de 1954’den beri kafileler halinde New York’u mesken tuttular, gidip-geliyor, un değirmenine buğday taşır misali Sam Amca’nın ülkesinde hora tepiyorlar.  
Onlar Haç’ı, biz Hilâl’i temsil etmekteyiz. 
Saldıran hep onlar, biz hep savunmada. 
Bizim liderler Selâheddini Eyyubi rolünde. 
***  
Bir şarkı sözünde şöyle deniyor:
“Bilmiyorum kaç yıl oldu sen ellerin olalı”. 
Oysa ben biliyorum.
Tam 65 yıl olmuştur Kıbrıs işi BM denilen Birleşmiş İlletler’in gündemine gireli. 
Girdi ve çıkmıyor, çıkacağı da yok. 65 yıldan beri BM değirmenine buğday taşınmakta, ne var ki o değirmen o buğdayı öğütmüyor, değirmenden un çıkmıyor, çıkacağı da yok. 
*** 
Kıbrıs işi 65 yıldan beri BM’nin ya Genel Kurulu’nda ya Güvenlik Konseyi’nde ya da her ikisinde ikide birde görüşülmekte. Bu toplantılardan üç tanesinde ben de bulundum. Bir defasında gazete yazarı, bir kez milletvekili, bir kez de Denktaş’ın heyetine dahil olarak.
Hatırladığım kadarıyla 1990 yılıydı. Denktaş ve Yorgo Vasiliyu New York’ta Genel Sekreter’le görüşeceklerdi. BM gökdeleninde idik. Liderler geldiler, protokol müdürü tarafından karşılandılar, asansöre girdiler, Genel Sekreter’in yanılmıyorsam 24. katta bulunan ofisine götürüldüler. 
Biz gazete yazar ve muhabirleri aşağıda asansör başında beklemeye başladık. Liderler toplantı sonrası aşağıya inerek basına açıklama yapacaklardı. Türk ve Rum gazeteciler ayrı ayrı iki küme oluşturmuş, kendi aralarında sohbete dalmıştı. 
İki küme arasında 5-6 metrelik bir mesafe vardı. 
***
Denktaş’ın heyetine anayasa danışmanı Mümtaz Hoca da (Prof. Dr. Mümtaz Soysal) dahildi. Denktaş’la birlikte asansöre girmeden yanıma yaklaşarak “Rumca bilir misin” diye sordu, “biraz” dedim, “mümkünse Rum gazetecilere yakın dur, ne konuştuklarına kulak misafiri ol, böylece havayı almış oluruz” dedi. 
Rum gazetecilere yaklaştım, onlarla hiç ilgili değilmişim gibi arkamı döndüm, duvara dayandım, cebimdeki gazeteyi çıkarıp okur gibi yaptım. 
Rum heyetine dahil olarak Vasiliyu ile birlikte yukarı çıkmış olan danışmanlardan biri yaklaşık 45 dakika sonra bilmediğim bir nedenle aşağı indi, Rum gazetecilerle fiskosa başladı. Yukarıdaki toplantı odasından geliyordu. 
*** 
Kulak kabarttım, Rum gazetecilerden biri kendisine sordu:
- Neler oluyor yukarıda?
Adam şu cevabı verdi:
- O Giriyos Denktas bale arhisen dis baramikyas. 
(Denktaş gene hikâye anlatmaya başladı). 
***  
Onlara göre Denktaş “baramikya” söylüyordu. 
Sonradan Talât’ın dediklerine de “baramikya” dediler, Eroğlu’nun dediklerine de. 
Akıncı’yı ise terfi ettirdiler, tiyatro diyorlar Akıncı’nın yaptıklarına. 
Ben merak ediyorum, ne zaman bitecek bu tiyatro? 
Deccal hazretleri dünyayı batırıncaya kadar mı sürecek?     
       
 
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
DEPRESYON GENİ DİYE BİRŞEY YOK
DEPRESYON GENİ DİYE BİRŞEY YOK
TÜRKİYE, İRAN'DAN PETROL ALIMINI DURDURDU
TÜRKİYE, İRAN'DAN PETROL ALIMINI DURDURDU