“MANAVOĞLU’NU KİM GÖREVDEN ALACAK?”

Yeniden Doğuş Partisi Milletvekili Bertan Zaroğlu son dönemde yaşanan adli olaylara atıfta bulunarak, Polis Genel Müdürü Süleyman Manavoğlu’nu kimin görevden alacağını sordu.

“MANAVOĞLU’NU KİM GÖREVDEN ALACAK?”
Advert

Meclis Kürsüsünde gündem dışı konuşmasını son dönemde yaşanan adli olaylara ayıran Yeniden Doğuş Partisi Milletvekili Bertan Zaroğlu, yaşanan olayları ve sonuçlarını dile getirdi. En son Girne’de yaşanan soygun olayından sonra Polis Genel Müdürü Manavoğlu’nun Girne İlçe Polis Müdürlüğü, Adlı Şube Sorumlusunu ve ercan hava alanın dan sorumlu müdürünü görevden aldığını söyleyerek, “eğer ortada bir zafiyet varsa ki var, baş sorumlu olan Süleyman Manavoğlu nu kim görevden alacaktır?” Diye sordu. 

Bertan Zaroğlu’nun konuşması şöyle;

Bilindiği gibi son beş yılda ülkemiz de... 

Asayişe müessir fillerin,
Her geçen gün artmakta olmasının yanı sıra,


Özellikle de doğrudan 
Kişilere ve-veya kişilere ait işyerleri ile araçlara yönelik 
Kurşunlama/ kundaklama ve hasar verme eylemlerininde 

Kademeli olarak arttığı görülmektedir.. 

Bunun yanı sıra; 

'Kadına şiddet, tecavüz, gasp ve hırsızlık olaylarında da görülen büyük ölçüdeki artış nedeniyle,

Neredeyse 
Vatandaşın can ve mal güvenliğinin olmadığı noktasına doğru,

Hızla gitmekte olduğumuz gerçeğini de  
Ortaya çıkartmaktadır..

Keza; 
Ölümlü trafik kazası, 
Cinayet ve soygun vakalarında, meydana gelen artışı da, 
Göz önüne alacak olursak.. 

Ülkemizin adeta, 
Western filmlerinde izlediğimiz,

19. Yüzyılın teksas' ına benzediğini söylersek,
İnanın abartmış olmayız.. 

Çünkü; 
Olayları gerçekleştirenler, 
Elini kolunu sallayarak,
 
Yasal ve veya yasal olmayan yollardan, 
Kaçabilmekteler ancak,
Nufusu 400 bin civarında olduğu iddia edilen, 
Bu küçücük ülkeyi de..

Adeta bir suç ülkesi..

Dahası da, 'bir suç cenneti' haline getirmektedirler...


Nitekim; 
Yaşanan son derece vahim asayiş olayları öncesi; 
Organize suç çeteleri ile...

Bu çeteleri oluşturan ve yöneten kişi ve gruplarla ilgili,
Yeterli ve gerekli bilgilerin de alınamadığı, 

Yani yeterli istihbarat çalışması yapılmadığı için,
Bırakınız meydana gelen bu tarz, 
Ağır cezalık  olayları...

Ölümlü ve veya yaralanmalı trafik kazaları bile, 
Yeterince polisiye önlem alınamadığı için, 
Her geçen gün artmakta ve daha vahimi de, 
Kazalar bir türlü önlenememektedir..

Peki ama neden?
Sorusunun cevabı ise basittir..

Bugün için ülkemizin yerleşik nüfusunun,
Gerçek bir sayıma değilde.. 

Varsayıma dayalı olarak,400 bin olduğu iddia edilsede.. 
Emeklilik ve meslekten ayrımalar nedeniyle, 
Artan nüfusla birlikte 
Polis sayısıda artacağına azalmaktadır. 

Halen 1900 civarında olduğu ifade edilen 
Polis sayısının arttırılmasının yanısıra, 

Polisin çalışma saatlerine de acilen çekidüzen verilmelidir.

Örneğin 15.30 da polis mesaisinin bitmesi yerine 
En azından şimdilik 

12 saat mesai 24 saat izin esasına dayalı bir çalışma düzeni düşünülebilir.
 

 

 


Oysa ki, 
Israrla üyesi olmak istediğimiz 
Ab ülkelerinin nufusa göre polis sayısına baktığımızda,

Ülkemizdeki polis sayısının az olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. 

Yetersiz polis sayısının yanı sıra, 

Yine yetersiz araç ve gereç sorunu da, 
Teşkilatın ayrı bir kanayan yarasıdır..  

Bir ülke düşünün ki, 
En basit kavga veya maddi hasarlı trafik kazası gibi, 
Basit olaylar da bile, 

Olay mahalline polisin intikal etmesi, 
En erken 40 ile 60 dk arasında.. 

Bazen de, 
İş yoğunluğuna göre 1.5 -2 saati bulmaktadır..
Nitekim bu tesbitimize ilişkin veriler, 

Polis genel müdürlüğü kayıtlarındada, 
Yer almaktadır..

Bu durumun en önemli nedenlerinden birisi de...

Polis teşkilatı mensuplarının, 

Mesai saatleridir..

Her ne kadar 
Polisin mesaisi, 
Diğer kamu çalışanlarına kıyasla, 
Biraz farklı gibi gözükse de, 

Saat 8 de başlayıp, 
Saat 15.30 da bitiyor olması, 

Düşündürücü olmakdan ziyade üzücüdür...

Bu saatten sonra ise, 
Ülkenin bir başka kanayan yarası olan: 

Ek mesai' ye dayalı zorunlu nöbet sistemi devreye girmekte, 

Ya da maaşlarını yetersiz bulan teşkilat mensuplarının bir bölümü de, 

Mesai saatleri dışında, maalesef ikinci bir iş' te, çalışmaktadırlar..  

Ayrıca yine bu bağlamda teşkilatta kronik hâle gelmiş olan;  

Yozlaşma ve eğitim yetersizliğini de, 

Aranızda bilmeyen yoktur sanırım..

Ne var ki;  
Teşkilatın zaafiyetlerine ve acilen alınması gereken önlemlere ilişkin anlatacaklarım,
Az önceki beyanlarım ile sınırlı olmamasına rağmen..

Konuşma süremi de dikkate alarak, 
Bugün için fazla detaya girmek istememekle birlikte, 

Bir kaç somut örnek vermeden geçemeyeceğimin de, 
Altını çizmek isterim..


Şöyle ki;

Polisin 
Gerek sayıca,  
Gerekse de 
Alınması gereken önlemler açısından yetersiz olduğu hususu...

Geçtiğimiz bayramda meydana gelen, 
Son kuyumcu soygunu olayında da, 

Ne yazık ki, açıkça görülmüştür..

En basit anlatımla,
 
Polisin, 

Zanlıların kamera görüntülerinden eşgallerine kadar 
Ve dahası da, 

İsimlerine bile ulaşmış olmasına rağmen...

Geldikleri yoldan geri gidebileceklerini düşünememiş olması..
Polis açısından 
Bir gaflet teşkil etmenin ötesinde...

Aynı zamanda, 

Vurdum duymazlığın'  
Açıkça delaletidir.. 

İşin daha da vahim olan bir yönü de şudur..

Olayla ilgili tahkikat için, 
Ercan’ a gönderilen 
Girne ilçe emniyetin de görevli iki polis, 
Tahkikat yapacakları yerde...

Bir iddiaya göre yoldan geri çevrilmişler...

Başka bir iddiaya görede, görev yerinden, 

Kendilerine bizzat süleyman manavoğlu tarafından açılan telefon sonucu, 
(tahkikat yapmadan) ayrılmışlardır..
Bu vahim tablo, iddialar doğru ise..

Bir dehşet tablosudur..

Nitekim bir çoğunuzun yakinen tanıdığı: gazeteci sevgili gökhan altıner, 

Dünkü köşe yazısında, 
Bu konuya ayrıntılı olarak değinmiş,

Dahası da, bu olayı yorumlarken;
"insanın dili pek varmıyor ama..

Acaba iranlı faillerin, 
Polisin içerisin de işbirlikçeleri olabilir mi? Diye sormakta 

Hiç bir beis görmemiştir...


Sayın başkan değerli milletveklleri,

Başta polis genel müdürü süleyman manavoğlu olmak üzere, 

Teşkilat içerisinde ki 
Bazı sorumluların ihmalleri 
Ve dahası da 
Gaflete varan davranışları nedeniyle, 

Hem ülke ekonomisi, 

Hemde ekonominin can damarı olan ülke turizmi..
Çok, ama çok büyük yaralar almaktadır..

Ayrıca; 
Yine bu bağlamda ifade etmeliyim ki, 

Polis teşkilatının içerisinde 

Kaynayan kazanın altı, 
Her daim sıcak tutulduğu için...

Maalesef duman çıkartmakta olduğunun da, altını çizmem gerekir..

Nitekim...

Teşkilatta dedikodu, kumpas ve iltimas' ın,
Almış başını yürümüş olmasının yanı sıra..

Fetö'cü polislere ilişkin yapılan soruşturma kapsamında,

Örgüt mensubu olmakla suçlanan bir müdür muavini başta olmak üzere,

İşini kitabına uyduran bir kişi, 

Sağlık problemini öne sürerek,
İfade vermekten kaçabilmekte, 

Böylece soruşturmanın akamete uğramasına neden olmaktadır..

Acaba sn. Başbakan tatarın, 
İç işleri bakanı sn kadrinin ve polis genel müdürünün, 
Bu durumdan haberi yok mudur?

Şayet yoksa, 

Özellikle sn iç işleri bakanına

Gerek bir önceki koalisyon döneminde...
İmar planlarına ilişkin emirnameler hazırlamak için harcadığı..
Gerekse de, 
Yeni hükümette de, 
Aynı bakanlıkta görevine devam etmek için harcadığı...

Mesainin bir benzerini de...

Polis teşkilatını,  
A'  dan z' ye yeniden yapılandırmak konusunda harcamasını 

Tavsiye ederim..  

Nasıl mı?

Örneğin ismi bende saklı bir müdür muavini, 

Geçirdiği fetö soruşturmasında ifade vermemek için,
Tam 3 ay izin alabilmekte, 

Yani savunma vermemek için, 

Her türlü atraksiyonu yapabilmektedir!..   

Şimdi bu kürsüden 
Sn bakana açıkça soruyorum... 

Bahse konu kişinin, 
Elinde geçerli bir sağlık kurul raporu var mı dır?

Yoksa, hangi yolla böylesi uzun süreli izinler, alabilmektedir?

Yoksa bu şahıs, açıkça yargılanmaktan
Kaçmakta,
Siz de buna ses çıkartmamakta mısınız?
Bu nedenle...
Sn. İç işleri bakanı

Gelip bu kürsüden, 
Konuya ilişkin açık ve tatminkar bir cevap verecek misiniz, 
Yoksa vermeyecek misiniz?.. 

Ancak; vermediği veya vermiş gibi yapıp da,
Kamuoyunu bu konuda tatmin etmediğiniz  takdir de,

Sizin, 
İlk kez bakan olmanızdan,  bu güne kadar geçen sürede, 

Tüm icraatlarınızı 
Mercek altına almak 
Ve...

Yaptığınız yanlışları da ayrı ayrı dile getirmek suretiyle,
Bu yanlışların hesabını, 

Bu kürsüden soracağımı... 

Bilmenizi isterim.. 

Sayın başkan ve değerli vekilleri 

Şimdi gelelim yine asayişe müessir fiiller den başka bir konuya..

Yani; ülkemizin bir başka kanayan yarası olan, 

Fail-i meçhul  
Kurşunlama ve ateşli silahla yaralama ve öldürme olaylarına..

Ülkemizde son yıllarda özellikle,

Kişiye ve iş yerlerine yönelik silahlı saldırı olaylarında ciddi bir artış yaşanırken, 

2019 yılının ilk beş ayın da, 
Ardı ardına yaşanan kurşunlama olaylarının büyük bir bölümü, 
Polis kayıtlarına fail-i meçhul olarak geçmiştir..

Yine bu bağlamda önemle altını çizmek gerekir ki...

Her ne kadar, yaşanan ciddi silahlı saldırı olaylarında, % 90 nisbetinde...

Saldırganlar kaçmayı başarmış ise de, 

Allahın bir lutfu olsa gerek...
Bu saldırı olaylarında, adeta mucize eseri can kaybı yaşanmamıştır..

Bir kaç somut örnek vermek gerekirse...

2019 yılının ilk 6 ayında 
6 defa , 
2018’te ise 4 defa kurşunlama olayı meydana gelmiştir..

Nitekim, 
Halen görevde bulunan bir savcının, 
Boş ofisi de bu işlerden nasibini almış..
Ancak kurşunlama olayının, 
Gerçekten savcıya mı, 

Yoksa aynı bina da ofisi bulunan bir başka kişiye mi yönelik olduğu, 

Şüphelilerin 
Çelişik ifadeleri nedeniyle belirlenememiştir..

Yani, polis teşkilatı, 
Olayın faili oldukları iddiiasıyla, bir kaç kişiyi 
Apar topar derdest etmiş...

Ancak; ne gariptir ki, saldırganların ifadelerinden,
Saldırının esas hedefini maalesef 
Tesbit edememiştir..

Başka bir anlatımla... 

Emniyette alınan şüpheli ifadelerinin,

İşkenceyle alındığı iddialarını bertaraf edebilmek için,

Polis delil den şüpheli' ye değil,

Şüpheliden delile ulaşma yöntemine 
Zorunluluk nedeniyle 
Baş vurunca,

Polis teşkilatı bu defa maalesef görünen odur ki, adeta çuvallamıştır..
Ayrıca yine yakın geçmişte, ülkemizin güzide ilçesi olan
Girne’ de..

4 gün arayla, 
İki kurşunlama vakası daha meydana gelmiş ve yine girne' de, 
4 gün arayla iki kurşunlama olayı daha yaşanmıştır...

Yine 18 mayıs tarihinde, 

Girne naci talat caddesi üzerinde, 
46 yaşındaki eray kenanoğlu isimli şahıs, 
Aracı içerisinde bulunduğu sırada 
Uğradığı silahlı saldırı sonucu ayaklarından ve kasık kısmından yaralanmış.. 

Olayda, 
Kullanılan zny 928 plakalı araç 

Karaoğlanoğlu lemar bölgesinde terk edilmiş vaziyette bulunmuştur..
Böylece kiralık araç plakasından yola çıkan polis, 

Saldırganların kullandığı kiralık aracın ait olduğu şirketten, 

Uğur sağlık isimli kişinin 
İsmine ulaşmış ise de...

Zanlının elini kolunu sallayarak,
Olay yerinden kaçması 
Ve halen yakalanamamış olması nedeniyle,

Muhtemelen sağlıklı bir vücut yapısına sahip olduğunu düşündüğümüz  
Uğur sağlık' ın,

Halen firarda olmasına karşın..

Sn süleyman manavoğlu' nun başında olduğu teşkilat..

Bu duruma karşın yine çaresiz kalmıştır.

Öte yandan; 22 mayıs’ta ise, yine girne' de, 

Nergisli sokak üzerinde faaliyet gösteren tps araç takip sistemleri isimli iş yerine, 


Kimliği meçhul şahıslar tarafından 
6 el ateş edilmiştir..

İş yerine ait vitrin camları kırılarak zarar görmüş, 
Olayda şans eseri, 
Her hangi bir yaralanma veya can kaybı olmadığı öğrenilmiştir..

Ancak olayın faillerine ilişkin tek bir delil veya emare, 
Her nedense bu güne dek, bulunamamış..

Yani yapılan..
Yapanın yanına kâr kalmıştır..

 

Yine aynı olaylar bağlamında, 

1 şubat 2019 tarihinde lefkoşa' da bulunan 
Gifa airways isimli iş yeri kurşunlanmış..

Olayda iş yeri çalışanı serkan kısa yaralanmıştır..

Olayın ardından...

“taammüden adam öldürmeye teşebbüs, ağır yaralama, kanunsuz ateşli silah taşıma ve tasarrufu, 
Kanunsuz patlayıcı madde taşıma ve tasarrufu, 
Kati hasar ve meskun mahalde ateş etme" suçlaması ile ilgili, 

Zanlı ve olayda kullanılan silahı sattığı ortaya çıkan şahıslar tutuklanmıştır..

Ancak saldırının ne amaçla ve esasen kime karşı yapıldığı ise, yine ortaya çıkartılamamıştır..

Yakalanan zanlı adeta, tabir- i caiz ise,

O bölgede o saatler de geziyordum..

Aslında gifa' ya da bir uğrayacaktım ama, vaz geçtim..

Bir den canım sıkıldı...

Gifa' ya rast gele ateş ettim..."

Modunda ifade verdiği için, 

Bu olaydaki sır perdesi de, halen kalkmamıştır..

Gelelim 2018  yılının seçme  bazı diğer vukuatlarına...

2018 yılının en dikkat çekici kurşunlama olaylarından biri de, 
İskele’de ali hakansoy’ un evine karşı yapılmıştır. 

23 kasım 2018’ de iskele long beach bölgesinde, 
'Soley möble' nin sahibi, 
İş insanı ali hakansoy' un evine,

Kimliği meçhul kişi veya kişiler tarafından 
Tabanca ile ateş açılmış,

Akabinde polisin yaptığı başarılı çalışmalar sonucu ise,

Olaya ilişkin yegane bulgunun ise, kurşunlanan  eve, 

15 kurşunun isabet ettiği hususun tesbit olduğu, öğrenilmiştir..

Ancak ne var ki; 

Bu bulgu dışında 
Soruşturma, 
1 santim dahi, 
İleri gitmemiştir..

Yani olayın ne zanlısı bellidir!..
Ne de zanlı nın, 
Suç işlemekte ki amacı bellidir...

Öte yandan; yine 6 ağustos 2018’ de, 
Boğazköy özveri sokak üzerinde bulunan özyalçın sitesi, 
168 no.lu apartmanın önüne,
 aracı ile gelip park eden aynı yerde sakin aykut tukyu’ ya,

Kendisini takip eden motosikletli bir şahıs tarafından tabanca ile iki el ateş edilmiştir.. 

Olay da yine 
Büyük bir tesadüf eseri, yaralanan olmamış, 

Ancak motosikletiyle kaçan zanlı da, 
Her zaman ki gibi 

Polis tarafından bir türlü bulunamamıştır...  

Yine mağusa' da 2 ocak 2018’ de, 
İlçenin tanınmış iş insanlarından, 
Zabitler petrol’ ün sahibi, şevki zabitler, 

Abisi ulus zabitler tarafından kurşun yağmuruna tutulmuştur..

Başta göğüs altı olmak üzere
Vücudunun çeşitli yerlerinden vurulan şevki zabitler ağır yaralanmış,  
Kardeşini öldürmeye teşebbüs eden ulus zabitler ise, 
Malumuz olduğu üzere, 

Elini kolunu sallayarak kayıplara karışmıştır..

Elbette bu ve benzeri emsal olayları çoğaltmak mümkündür...

Ancak tarafıma verilen süreyi aşmamak adına, 
Konuşmamı 
Bu nokta da toparlamak istiyorum ve buradan sayın başbakan ersin tatar' a, 

Açıkça bir öneride de bulunmak istiyorum..

Sn. Tatar..

Şayet polis teşkilatı nın yeniden yapılanmasını, 

Bir an önce ve en öncelikli konu olarak çözemezseniz...
Henüz 10 gün önce güven oyu almış hükümetiniz için, bunu söymemek..

Belki biraz erken olacak ama...

Peşinen ve önceki hükümetin dağılmasında da,

Fitili ateşlemiş olan bir vekil olarak açıkça altını çizerek söylemek isterim ki...

Bu hükümetin olası dağılma nedeni de, 


Polis teşkilâtının içerisinde bulunduğu zaafiyet nedeniyle olacaktır..

Bu söylediğimi de, 

Bugün itibarı ile, bir tarafa yazın lütfen..   
Süleyman manavoğlu, girne ilçe polis müdürlüğü, 

Adlı şube sorumlusunu ve ercan h. Alanın dan sorumlu müdürü,

Bugün itibarı  ile görevden almıştır.

Şimdi sn.başbakan  e. Tatar' a sn. Bakan kadri' ye sormak isterim...    
Eğer ortada bir zafiyet varsa ki var..
Ozman bu zaafiyetin baş sorumlusu olan 

Süleyman manavoğlu nu kim görevden alacaktır?..

Advert
Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X
"HERKES GİBİ DENİZE GİRMEK İSTİYORUZ"
SUUDİ ARABİSTAN YİNE SAÇMALADI
SUUDİ ARABİSTAN YİNE SAÇMALADI